Hayalperest: İzmit’te hayalperestlerin son sığınağı

Akın Demirci, hayallerinin peşinden gitti ve bugün Hayalleperest adlı dükkanın sahibi. Hayalperest için “İzmit’te hayalperestlerin son sığınağı” diyor ve bu işi yapmak isteyenlere “hayallerinin peşinden koşmalarını” tavsiye ediyor. Bir işi yaparken mutlu ve huzurlu olmanın çok önemli olduğu söyleyen Demirci ile Hayalperest’in renkli ortamında çizgi romanlar ve Hayalperest üzerine konuştuk.

Okumaya ve çizgi romanlara ilginiz nasıl başladı? Para vererek satın aldığınız veya sakladığınız ilk kitabı hatırlıyor musunuz?

Doğruyu söylemek gerekirse para verip aldığım ilk kitabı hatırlamıyorum. Ben  küçükken babam Teksas, Tommiks okurdu, bende onun okuduğu çizgi romanlara bakardım. Babamın aldığı kitapları boyardım. Sonuç olarak, babam sayesinde çizgi romanlara ilgim başlamış oldu.

Okumaya başlamak aslında bir tüketim sürecinin başlaması oluyor. Devamında yazmak, çizmek gibi bir üretim süreci oldu mu?

O kadar yeteneğim olduğunu söyleyemem. Her işi ustasına bırakmakta fayda var. Karakalem çizim yapıyorum ama çizenleri gördükten sonra bizimkiler onların yanında sönük kalıyor. Ustaya saygı duymak lazım. Ben kendim için okuyucu/tüketiciyim diyebilirim. Okuma eyleminden keyif duyuyorum.

 

Biriktirme, arşiv yapma oldu mu? Olduysa kitaplığın karşısına geçip, kitaplığı seyredip mutlu olduğunuz oluyor mu? Ve bir putlaştırma durumu söz konusu mu?

Putlaştırma olmuyor. Biz değişik adamlarız, kendi açımdan söyleyecek olursam çok dağınık okuyan bir adamım. Kendi arşivim için bakarsam; çok kitap olsun, film olsun, figür olsun alıp koyarım ama dağınık biriyimdir. Benim evimde çok kitap vardır ama özellikle bir rafta dursun diye bir düşüncem yok. Çok titiz okuyan insanlar olduğu için emanet almam.

İsteyen olursa vermeme durumu söz konusu mu?

Eş-dost haricinde çok kolay kolay vermiyorum. Takip etmek zor oluyor. Özellikle bazı eserlerin baskısı olmuyor. Bu durumda benim için o eser değerlidir. En sinirlendiğim şeylerden biri; kitabı alıp, kaybeden sonrada ürünü küçümsemek. “Ya işte parası neyse veririz” denilmesi beni kızdırıyor.

Genellikle süper kahramanlar daha halktan gelen, bizden biri gibiler. Küçükken babası öldürülen, yetimhanede büyüyen, lise yıllarında ezilen karakterler var. Bu durum çizgi romanların toplumda daha fazla ilgi görmesinde etken midir?

Bence birazda “başarabilirsiniz” mesajı vermek için ya da bir nebze Amerikan rüyası..

İnsanlar onlarda kendilerini mi görüyor?

Burada ana tema şu: Başarabilirsin, herşeyi yapabilirsiniz, hayat sizi yıldırmamalı. İnsanlara umut aşılıyorlar. Dediğin gibi yetimhaneden çıkıyor, özel güçleri oluyor ve insanları koruyor ya da şiddet görüp ailesi öldürülünce sonunda intikamcı oluyorlar. Mesela yetimhanede bunları okuyan çocuk “birgün bizde böyle olabiliriz” der.

Sizin etkilendiğiniz bir karakter oldu mu?

Ben çok okudum ve Süperman’i her zaman severim. Süperman’in yeri bende ayrıdır, karşımızda bir doğruluk temsilcisi gibi durur. O kadar güce sahip olmasına rağmen doğru durabilmek büyük bir yetenektir.

 Peki bu dükkan nasıl doğdu?

Çok eskiden beri aklımda vardı bu tarz bir iş yapmak ve bu dükkanı açmak oldukça hızlı bir süreç olarak gerçekleşti. Birden bire, hazırlıksız, hiç aklımızda yokken açıldı burası. Açmakla ilgili düşünce vardı ama ekonomik güç ve şartlar uygun olmalıydı. Daha önce başka bir yerde çalışıyordum ve artık belli bir yaşın üstüne çıkıp yorulunca, bende daha rahat biri olduğumdan biraz huzur istedim…

Hayallerin peşinden gitmek gibi…

Aynen. Hayalimdi ve daha da yaşlanmadan hayalimi gerçekleştirmek istedim. Bu işi eğlenerek yapıyorum, Mesela dükkan üç senedir var ve bu süreç boyunca kafam çok rahat. Kitabı, okumayı hep sevdim ama şimdi çok rahat durumdayım. İstediğim saatte açıp, istediğim saatte kapatıyorum. Eğleniyorum ve huzur çok önemli.

Kocaeli’de çizgi romana ilgi nasıl?

İlgi var ve gelen, giden oluyor.. Özellikle genç nesil çok meraklı. Birde bu tarz yerlerin devamlılığı olmalı ki insanlar alışsın. Türkiye’de de çok az var bu tarz yerler. Ülkede bu işi hakkıyla yapan 9-10 yer vardır. İnternet üzerinde kitaplara, filmlere ulaşabilirsiniz ama insanların bu tarz gidebileceği yer sayısı sınırlı. Bu tarz yerler az olunca bu dükkanın değeri artıyor. Burası meraklısı içindir yoksa İnternet’ten de alınır ama üzerine konuşup paylaşım yapamıyorsunuz. Burada paylaşım gerçekleşiyor. Buraya gelen biri kendi gibi bir başkasını görünce şaşırıyor. Her şehirden gelen arkadaşlar var. Bizeğleniyoruz, eğlenebilecek insanlar gelsin.

Başladığınız gün ile bugünü kıyasladığınızda ilgide bir artış var mı?

Kesinlikle bir artış var. Üç sene oldu ve ilgide sürekli artış var. Hayatta en büyük hedefim eğlenebileceğim işi yapabilmekti ve burada bunu başardım.

Gelen müşterilerin konuya ilgisi anlaşılıyor mu? Mesela figürlere oyuncak denilmesi kızdırıyor mu?

Yok ben öyle şeyleri takmıyorum. Çok uzun zamandır bu işle ilgilendiğim için anlayabiliyorum, insanlar bilmiyor veya görmemiş olabilir. Bilen anlıyor ama bilmeyen için figür oyuncak olabilir veya çizgi roman için bunları çocuklar okur diyebilir. İmkanı olan alır ama illa birşey alınacak değil. Burada çizgi roman, sinema üzerine konuşuruz ve zaman nasıl geçmiş anlamayız.

İlk kez çizgi roman okumaya başlayacak olanlar tavsiye almak için geliyor mu?

Mesela aileler çocukları ile geliyorlar ve bazı çizgi romanları önermiyorum. “Yaşınıza göre değil” diyorum. “Bunu oku ama bunu okuma” diyorum ve kendi çocuğum olsa da aynısını yaparım. Bazen küçük çocuklara böyle söyleyince bozuluyorlar “biz artık büyüdük” gibi. “Bana göre bunu okumalısın” diyorum ama zevkler farklı, benim çok beğendiğim bir çizgi romanı başka biri sevmeyebilir. Ama bizde seçenekler oldukça fazla bu bakımdan herkese kapımız açık. Hayalperest belki de İzmit’te hayalcilerin son durağıdır.

Çizgi roman ve figürlerin korunması için özel bir yöntem var mı?

Çizgi romanların poşeti ve özel kutuları var. Kendim çok dağınık olduğum için bu konuda pek fikir veremiyorum ama figürlerin camekan bir yerde saklanmasında fayda var.

Buraya gelip böyle bir yer açmak için tavsiye alanlar oluyor mu?

Çok oluyor. İlk söylediğim şey “kendinize bir yer alın” demek oluyor . Kira olmaz demiyorum ama bir işletmeyi oturtmak için 5-10 sene gerekiyor ki müşteri öğrensin ve bazı şeyler otursun. Ancak sen bazı şeyleri oturtmaya başlamışken dükkan sahibi “sattım” diyor ya da kiraya zam yapıyor. Kendi dükkanın olunca içerisinde kendi istediğin her türlü onarımı yapabilirsin. En önemlisi bu işi sevmeleri gerekiyor. Huzur çok önemli çünkü kimseye hesap vermiyorsun ve kafana göre güzel insanlarla bir arada bulunuyorsun. Türkiye’de kültürel faaliyetlerde çok önde gitmediği için bu işe girince sabır önemli oluyor. Hayallerinin peşinde koşmak çok önemli, hayat senin hayatın. Biz ülkece ünvanı çok seviyoruz ve aileler çocuklarının doktorluk, mühendislik gibi mesleklere sahip olmasını ister ama bunlara takılmamak lazım. Mutlu olamadıktan sonra ünvanların bir önemi yok.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

“Eğlenin abi” diyorum. Hayalperest için “hayalcilerin son sığınağı” sloganıda hoşuma gitti. Benim için alışveriş çok önemli değil. Huzurlu ve mutlu olmak daha önemli. İyi, Kötü, Çirkin adlı filmde Çirkin karakterinin bir sözü var; “Yaşamak için çalışıyorsanız niye ölesiye çalışıyorsunuz.” Bu sözü çok seviyorum. Çalışıyorsun, kazanıyorsun ama huzurlu ve mutlu değilsin. En büyük sıkıntımız insanların birbirinin ne kadar kazandığına bakıyor olması. Cebinizde 5 lira bile olsa mutlu olun, kitabın pahalı olması bahane olmaz, okuyacak bir şey bulursunuz. Burayı açarken İzmit’te bu kadar çizgi roman hayranı insan olduğunu bilmiyordum. En büyük sıkıntı insanların yıllarca kalitesiz ürünlere alıştırılmış olmasıymış. Bizim gençliğimizde bu tarz yerler yoktu. Hayalperest’in kıymetini bilmek lazım.

 

Murathan Birinci

Murathan Birinci

1989 yılında Rize'de doğdu. İlköğretimi Rize Kurtuluş İlköğretim Okulu, Liseyi Rize Hasan Sağır Lisesi'nde tamamladı. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden 2014 yılında mezun olmasının ardından aynı üniversitede Gazetecilik Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.
Murathan Birinci
Paylaş:
Murathan Birinci

Murathan Birinci

1989 yılında Rize'de doğdu. İlköğretimi Rize Kurtuluş İlköğretim Okulu, Liseyi Rize Hasan Sağır Lisesi'nde tamamladı. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden 2014 yılında mezun olmasının ardından aynı üniversitede Gazetecilik Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir