Hayal üstüne bina inşa edenler

Duayen sanatçı Zülfü Livaneli’nin, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaveri ve çocukluk arkadaşı Salih Bozok’un gözünden Atatürk’ün hayatını anlatan, 2010 tarihinde çektiği “Veda” filminde aklımdan asla çıkmayacak unutulmaz bir sahne vardı.

O sahnede Milli Mücadele’nin ilk devreleri, ordu henüz kurulmamış, meclis oluşturulmamış ve neyin ne olacağı henüz kararlaştırılmamış bir dönemde, Atatürk, dönemin Kafkas Komutanı Kazım Karabekir ve dönemin siyaset adamı ve öğretmenlerinden olan Mazhar Müfit Kansu’yu bir odada toplayıp, ülkenin geleceği hakkında hedeflerini bir deftere yazdırmıştı. Defterde, yeni bir meclis kurulacağı, cumhuriyetin ilan edileceği ve Latin harflerine geçileceği konulu başlıklar yer alıyordu.

Hedefleri bir bir sıralarken deftere not etmekte olan Mazhar Müfit Kansu, en sonunda dayanamayıp, Mustafa Kemal’e, “Yeter artık, bunları yazmaya elim yetmiyor” diyerek, hedeflerin tutmayacağı yönünde bir cümle söyler. Ardından Kazım Karabekir de Mustafa Kemal’e dönerek, “Senle aynı görüşteyim. Ama bunların olacağına bu kadar kısa bir zamanda ihtimal veremiyorum. Bu aceleci tavrın beni delirtiyor” diyerek hedefler konusunda tepki göstermişti.

Mustafa Kemal Atatürk, Mazhar Müfit ve Kazım Karabekir’e, “Hiç endişeniz olmasın, dünya şartlarını  takip ederseniz, söylediklerimin ne kadar günümüze uygun olduğunu görürsünüz. Monarşiler bir bir yıkılıp, yerine cumhuriyetler ilan ediliyor. Beni bilirsiniz. Hayal üstüne asla bina inşa etmem” demişti.

Milli Mücadele’nin ilerleyen zamanlarına dikkat edecek olursak, Mustafa Kemal Atatürk’ün deftere yazdırdıkları bir bir yıllar içerisinde gerçekleştirerek, Türkiye toplumu adını tarihe altın harflerle yazdırdı.

Peki neydi bu başarının sırrı. Şahsım adına konuşmak gerekirse, Mustafa Kemal Atatürk’ün dünya görüşleri ve yaptığı devrimleri bir kenara bırakırsak, en çok sevdiğim 2 yönü vardır. Biri gerçekçilik ve diğeri ise o gerçekler içerisinde akılcı davranışı.

Dünyada yapılan her icraat elbet hayal ürününden çıkmadır. Ancak bir balığın yürüdüğünü hayal ederek, balığı yürütemeyiz. Gerçekçi olmalıyız. Hayal kurmak bedavadır. Ancak onu eyleme geçirirken ne gibi bedeller ödeyeceğimizin de hesabını yapmak zorundayız.

Hesapsız niyetler hesapsız hayaller, hem kişisel hem toplumsal yıkıma sebep olarak, kişileri intihara toplumları büyük buhrana sürüklemiştir.

Tarihten hesapsız hayaller üstüne bina inşa edip tepe takla olanları örnek verecek olursak şunlar gözümüze batanlar neydi?

Buna en güzel örnek olarak 1922-43 yılları arasında İtalya Krallığı’nın başbakanlığını, 1943-45 yılları arasında İtalya Devleti’nin devlet başkanlığını yürütmüş Benito Mussolini’yi örnek verebiliriz. Başlarda Faşist Partisi’nden seçilerek, başbakanlık görevi yürütüp ilerleyen zamanlarda yaptığı icraatlarla halkın beğenisini kazanarak, ekonomik kriz pençesine takılmış olan Avrupa’yı, yeni bir Roma İmparatorluğu’nun kurtaracağını, bu imparatorluğun başında o olmazsa, İmparatorluğun da çökeceğini halka inandırmış ve Yeni Roma’yı kurma hayalleriyle 1911’den beri işgal altında tuttukları Libya’dan ilerleyerek, bugünkü Etiyopya olan Habeşistan’a kadar işgal kuvvetlerini sürdürmüş, Avrupa’da da Arnavutluk’u işgal etmiş ve İkinci Dünya Savaşı’nı başlatacak olaylar silsilesine dahil olmuştu. Ancak gerçekler suratına bir bir vurmaya başlamıştı. Habeşistan’dan Arnavutluk’a kadar uzanan kağıttan kaplan Roma devleti en sonunda Nazi kontrolünde, yalnızca Kuzey İtalya’dan ibaret faşit devletine dönüşmüş, sonucunda  İtalyan partizanalar tarafından yapay devletçiği de yok olmuş ve kurşuna dizilerek, metresleriyle birlikte kasap kancasına asılarak, hayali imparatorumuzun cesedi sergilenmişti.

Bir diğer örnek ise faşist kankası Almanya diktatörü Adolf Hitler. Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Almanya toplumunun yaşadığı büyük çaresizlikten faydalanarak, Alman toplumunu 3. Reich’ı kurup yeniden Alman İmparatorluğu’nu kurarak tek tip ari ırkının yaşadığı ve “Avrupa’ya hakim olacağız” hayalleriyle kandırdı. Yalnızca Avrupa değil bütün dünyada boş hayaller uğruna Almanya’da 2 milyon, dünyada 65 milyon insanın ölümüne sebep olacak, 2. Dünya Savaşı’nın baş sorumlusu olarak, 20 Nisan 1945’te Sovyet Ordusu’nun eline geçmemek için intihar ederek, arkasında yıkık ve işgal edilmiş bir ülke bırakarak tarihin tozlu sayfalarına gömüldü.

Yunanistan Kralı 1. Konstantin, Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiliz desteğiyle yeniden eski Yunan medeniyetleri gibi birleşik güçlü yeni bir Yunan Medeniyeti kurma hayalleriyle ordusunu Anadolu topraklarına sürdü. Sonucunda Yunan ordusuna güçlü Yunanistan’ı inşa edeceğiz coşkusuyla katılan askerlerin, Anadolu topraklarına girdiğinde aslında gerçeklerin öyle olmadığını, Anadolu’nun içine girdikçe halkın onlara karşı olumsuz tutumları sonucu morallerini sıfıra indirmişti. Sonucunda boş hayallerle umduğunu bulamayıp morali bozulan Yunan ordusu, dönemin şartlarını iyi kavramış Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında harekete geçen meclis orduları tarafından Anadolu’da bozguna uğramış ve İzmir’de Ege sularına dökülerek gerçekler yüzlerine tokat gibi vurmuştu.

Bugün bu örneklere bakarak, günümüzde tarihin tozlu sayfalarında iyisiyle kötüsüyle yer edinmiş Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden kuralım diyen bazı kesimler, hayallerini yeniden gözden geçirmeli ve gerçekleri örnekleriyle farketmelidir. Davulun sesi uzaktan hoş gelebilir ama yakından o ses kulaklarımızda boş bir gürültü yaratarak, kulak zarlarımızı delebilir ve bir daha duyamayarak, geçmişte duyduğumuz sesler birer anı olarak kalabilir. Bu yüzden toplum olarak yaşanan önemli olayları ve olguları çok ince bir gerçeklik eleğinden geçirerek, yeniden onları değerlendirip, önümüzü sağlıklı görebiliriz.

Yalnızca tarih ve politika örneğinden gitmezsek, Türkiye’de yaşayan birçok vatandaşımızın da hatırladığı ve 1990’lı yıllarda Kenan Şeranoğlu ve Ahmet Hakan Baz’ın başını çektiği hayali ürün pazarının olduğu saadet zinciri adlı bir para kazanma sisteminden de söz edebiliriz. Bilen bilir, başta bir distribütörün olduğu ve insanları bu sisteme katarak, hayali ürünlerle para zinciri oluşturup, insanlar kısa yoldan zengin olacaktı. Ama kısa sürede bunun böyle olmadığını sistemin içine girerek anlayan insanlar, yavaş yavaş sistemin içinden çıkmıştı. Türkiye, bu hayali çarkın çökmesinin ardından, yalnızca başını çeken 2 kişinin zengin olduğu ve geriye bir sürü mağdurun kaldığı umut tacirliğine sahne olmuştu.

Yukarıdaki örneklere bakacak olursak, boş hayallerle yok olmuş birçok umut ve hayatlar, genellikle bir umudu kalmamış ve yalnızca tek serveti inanç olan insanlardan dolu olup, inançlarını da yerle bir etmiştir.

İnanmak başarmanın yarısıdır, ancak ortada bir gerçeklik yoksa, o inançlar gövdesi olmayan kanatlara benzer. Tek başına kanat havalanamaz.

Biz biz olalım, hayatta riskler alıp, yeniliklere açık olalım. Elbet boşluklar yaşayıp, o boşluğun soğunu hissedelim, ancak uçuruma da yuvarlanmayalım.

İnsan hayalsiz yaşayamaz. Hayaller bir toprak ise, gerçekler binayı inşa eden temeldir. Temel topraksız olmaz, ama temelimizi, binamızın ileride kaymaması için sağlam topraklara atalım.

Toplumsal ve kişisel planlarımızın temellerini sağlam topraklara atmamız dileği ile binalarımızı güle güle kullanalım. Bu inşa sürecinde rehber arıyorsak, benim naçizane görüşüm yazının başında yer alıyor. Çünkü hayatta tek gerçeklik bilimdir, fendir.

Fotoğraf: 1945 Berlin İşgali

 

Eray Mıdıkoğlu

Eray Mıdıkoğlu

13 Mart 1993 Edirne'de doğdu. Liseyi Hayrabolu Anadolu Lisesi'nde okudu, daha sonra Babaeski Atatürk Anadolu Lisesi'ne geçiş yaparak lise eğitimini orada tamamladı. Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. Şimdi Kocaeli'de yerel bir gazetede editör olarak çalışmakta ve Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler okumakta.
Eray Mıdıkoğlu

Latest posts by Eray Mıdıkoğlu (see all)

Paylaş:
Eray Mıdıkoğlu

Eray Mıdıkoğlu

13 Mart 1993 Edirne'de doğdu. Liseyi Hayrabolu Anadolu Lisesi'nde okudu, daha sonra Babaeski Atatürk Anadolu Lisesi'ne geçiş yaparak lise eğitimini orada tamamladı. Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. Şimdi Kocaeli'de yerel bir gazetede editör olarak çalışmakta ve Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler okumakta.

Hayal üstüne bina inşa edenler” için bir yorum

  • 19 Nisan 2017 tarihinde, saat 14:00
    Permalink

    Genç arkadaşlar sizleri kutluyorum.Geçmişten ders alıp geleceği yapalım.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir