Son tokat öpücüğünü atmadan 2 yıl önce

Görmüş olduğumuz kare, 1920 yılından Fransız ordusuna ait bir kartpostal. Az buçuk tarihi belgelere meraklı insanlar bilirler ki, şimdi fazla olmasa da, özellikle 1. Dünya ve 2. Dünya Savaşı’nda ordular asker toplamak için dikkat çekici afişlerle kartpostallarla propaganda yaparlardı. Genel olarak, kahraman bir askerin fotoğrafı veya dönemin devlet başkanlarının epik sözleriyle. Ancak bu görmüş olduğumuz kartpostal çok farklı. Özellikle kadınlar için utanç dolu bir kare, öncelikle bugün Türkiye’de yaşayan tüm kadınlar için. Kartpostalda 2 denizci asker, biri öbürünün sırtına binmiş, pencereden bakan kızın dudaklarından öpüyor. Diyeceksiniz ki öpüşmenin nesi utanç? Kartpostalda Fransız erkekleri için İstanbul’da kadınlar, eğlence malzemesi olarak resmedilmiş ve altında Fransızca “İstanbul’da bir mola verdik ve son öpücüğümüzü aldık” diye bir yazı eklenmiş. Yani o dönemler Fransız gençleri siz de gelin şu kızların tadına bakın tarzı bir  propagandayla gençleri orduya katılmaya davet eden bir kartpostal yayınlanmış. Neden İstanbul kadınlarını fahişe olarak kullanma gereksinimi duyuldu diye soracak olursanız, dünyaca ünlü gazeteci yazar Ernest Hemingway’in İstanbul’u kaleme aldığı bir yazıda işgal dönemi İstanbul’unun dünyanın 1 numaralı fuhuş merkezi olduğunu, Türk kadınlarının hepsine fahişe gözüyle bakıldığını anlatarak bu konu hakkında “Sefahat döneminin en çılgın dorukları bile buradaki fuhuşla yarışamaz” diyerek, Allah korkusu olan, herkesin kafasını secdeden kaldırmadığı, hoca efendilerimizin olduğu, o iman dolu Osmanlı’da kadınların nasıl bir cinsellik objesi olarak kullanıldığını gözler önüne seren bir kare. 8 Mart gibi önemli bir güne genel kadın sorunlarının değinilmesi yerine (değinilmelidir de), farklı bir kare paylaşmak istedim. Bu kareye bakarken, şimdi değerleri düşürülmeye çalışılan Kurtuluş Savaşı’nın kazanan, kadınlara seçme, seçilme hakkını elde eden ve kimilerine göre fahişelik olarak nitelendirilen, kadınlara çalışma özgürlüklerini sağlayan ve bu iğrençliklere son tokadı atan başta Anadolu-Trakya kadınını, büyük eseri oluşturan cumhuriyet mimarlarını ağzımıza alırken iyi laf mı kötü laf mı ediyoruz diye iki kere düşünmemiz gerektiğini, özellikle günümüzde kadınlarımızın bu kartpostala bakarak, ne kadar zorluklarla ve emeklerle haklarını elde ettiklerini 8 Mart gibi  özel bir günde anlamaları gerekmektedir.

Eray Mıdıkoğlu

Eray Mıdıkoğlu

13 Mart 1993 Edirne'de doğdu. Liseyi Hayrabolu Anadolu Lisesi'nde okudu, daha sonra Babaeski Atatürk Anadolu Lisesi'ne geçiş yaparak lise eğitimini orada tamamladı. Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. Şimdi Kocaeli'de yerel bir gazetede editör olarak çalışmakta ve Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler okumakta.
Eray Mıdıkoğlu

Latest posts by Eray Mıdıkoğlu (see all)

Paylaş:
Eray Mıdıkoğlu

Eray Mıdıkoğlu

13 Mart 1993 Edirne'de doğdu. Liseyi Hayrabolu Anadolu Lisesi'nde okudu, daha sonra Babaeski Atatürk Anadolu Lisesi'ne geçiş yaparak lise eğitimini orada tamamladı. Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. Şimdi Kocaeli'de yerel bir gazetede editör olarak çalışmakta ve Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler okumakta.

Bir Cevap Yazın