Günümüzde gazetecilik bir fantazya mı?

“Bir gece Kocaeli’nin Hereke ilçesi sokaklarında tek başıma geziyorum. Sokaklar ıssız, in cin top oynuyor. Yine bir sokağa girmiştim ki karşıma çıkan ilk aracın üstünde ki beyaz toz tabakası dikkatimi çekiyor. Şöyle bir parmağımı sürüp kokluyorum. Acaba nedir? İlçede yaşayan tanıdıklara soruyorum, ‘ilçede kurulu olan çimento fabrikasının bacasında çıkan ve gece ilçeye çöken bir toz’ diyorlar. Tabii meraklı gazeteci ben bu tozdan hemen örnekler alıp incelenmesi için bir laboratuvara ulaştırıyorum. Sonuçlar çıktığında ise bir şok geçiriyoruz. Geçmişte kapasite arttırımına giden şirketin bacasından ilçenin üzerine adeta kanser yağıyordu. Bulgular, bu tozun solunması durumunda ciddi kanser vakaları ile karşılaşılacağını işaret etmekteydi. Raporları inceleyen doktorlarda aynı yönde görüş bildirmekteydi.”

“Bilirsiniz İzmit’in ünlü Perşembe Pazarı’nı.. Öğrencisi, genci, yaşlısı Perşembe günleri bu pazardan alışverişini yapar, evine sebze meyve götürür. Bu pazarda satılan ürünlerin çoğu, nüfusunun büyük kısmı çiftçilikle geçinen Kandıra ilçesinden gelir. Günlerden birgün pazardan alışverişini yapan meraklı bir gazeteci arkadaşımızın kafasına bir soru takılır. Acaba bu ürünler sağlıklı mı? Bu soruyu kendine sorduktan sonra arkadaşımız tahlil için meyve ve sebzeleri bir laboratuvara götürür. Sonuçlar bir önceki vakada ki gibi acıdır. Ürünlerin içerisinde sağlık açısından ciddi riskler oluşturan maddelere rastlanır. Bunun nedeni araştırılınca, Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan sanayii tesislerinden yükselen ve herhangi bir filtreden geçirilmeyen kirli havanın, rüzgarlar ve hava akımıyla Kandıra’ya ulaştığı ve yağmurlar ile ilçenin toprağına karıştığı anlaşılır.”

Yukarıda iki olay anlatıldı.. Muhtemelen bu iki olay kısa bir süre basına yansıdı ve sonra unutuldu.. Yine muhtemelen bir kısım basın organı sorumlu şirketler reklamvereni olduğu için konuya bile girmedi. İlgili devlet kurumları göstermelik bir inceleme yapmıştır. İsmi geçen firmalar her ne kadar suçlu ve gerekli önlemleri almıyor olsalarda bazı bilgi ve belgeleri yok etmiş olabilirler. Adı geçen bir firma bir okul yaptırıp, bu okul binasını Milli Eğitime bağışlayarak kuyruğunu kaptırmaktan kurtulmuş olabilir. Sonuç olarak bu işten zararlı çıkan halk olmuştur.

Tabii bahsi geçen bu olaylar hiç yaşanmadı ve belki de yaşanması çok zor.. Siz isterseniz bunlara bir ütopya, distopya veya fantazya deyiverin. Gerçek kişi veya kurumlarla alakası olmayan hayal ürünü şeyler oldukları söylenebilir.. Aslında öyle! Peki yaşanacak olsa medyanın duruşu ile nasıl bir sonuç alınabilirdi? Aslında muhtemelen diyerek iki örnek olaydan sonra bunuda anlattık..

Burası Türkiye sonuç belli mi diyorsunuz?

O zaman içinde biraz gazetecilik ateşi olan, her türlü zorluğa rağmen işinden keyif alan basın mensupları, bazı pisliklere parmak sürüp koklama zamanı değil mi?

Merhaba…

 

TekParagraf

TekParagraf

tekparagraf; hayatın hızlı akışı içinde haberi okura özet olarak sunar.
TekParagraf
Paylaş:
TekParagraf

TekParagraf

tekparagraf; hayatın hızlı akışı içinde haberi okura özet olarak sunar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir